DASK 2008'i kendi performansımız üzerinden biraz anlatmaya çalışayım.
Önce Sonuçlar:
Uzun Parkur
1. Utkuer & Faruk
2. Tanımıyorum
3. Kenan & Cevdet (Keçiören)
Orta Parkur
1. Mehmet Ali Özdemir & Harun Kenan Subaşı (İOG)
2. Berkay Kılıçoğlu & Güven Solmaz (İOG)
3. Tanımıyorum
Kısa Parkur
1. Tanımıyorum
2. Ali Çelebi & Gökalp Çelebi
3. Pınar Başol & Bahar Özöğüt
4 Temmuz 2008
Yol kadrosu ben, Berkay ve Gökalp (Çelebi)'ken, Orhan (Çavuş) ve takım arkadaşı Deniz (Martin) son dakikada bize katıldı ve onların da sayesinde çok keyifli bir yolculuk yaşadık. Öğlen yola çıkıp akşam saatlerinde moralli biçimde Araç'a vardık. Araç'ın şahane (!) köftesinden tatma fırsatı bulduk. Oldukça virajlı bir yoldan ana kampın olduğu Gölcük Yaylası'na çıktık. Kayıt işi bu yıl daha ciddi ve organize şekilde ele alınmıştı. İlk anda DASK'çıların katılımcılardan çok olduğu izlenimi uyanıyordu. Katılımın önceki yıla göre daha az olduğu ise geç saatlerde iyice netleşti. Son dakika katılımcılarıyla sayı 50 takım civarıydı sanırım.
Ana kampta kendimizi bir güzel besiye çektik. Herkes elindekini diğer takımlarla paylaşıyor, ilaçlı (!) yiyecekleri olası rakiplerine yedirmeye çalışıyordu. Teknik toplantıda kene ve ayı gibi vahşi hayvanlar yönünden rahatlatıcı bilgiler verildi (Eve bir tane kene alıp beslemeyi düşünüyorum . Parkur mesafeleri açıklanınca hayal kırıklığına uğradık. Ortada ilk gün 15, ikinci gün 12 km, kısada ilk gün 8 ikinci gün 6 km, harita ise 94 modeldi. Çıkış saatleri verilip, takım numaraları dağıtıldığında bir de baktık ki bize yine geçen yılki numara (207) düşmüş. İlginç bir rastlantı, sanki uğur gibi.
1.GÜN ( 6 Nokta )
Soğuk bir gecenin sonunda, bulutun içine uyandık. Sabah 6:00'da harita ve çıkışımızı aldık. Koordinatları yerleştirdik ve o da ne! Haritanın her tarafı iniş çıkış. Yollar acayip zik- zaklı. Yardırmadan, tırmanmadan asla uygun rota yok. Başlarken Ali ve Çınar (Team Enişte&Kayınbirader) bizi geçti gitti ama ilk noktaya beraber vardık. Daha 1. noktada harita ve arazinin pek uymadığını, yamaçta yan yan yürürken haritada görünmeyen 15-20 metrelik bir kaya bloğunun yolumuzu tıkamasıyla anladık. 2. nokta yakın ama yüksekti (+240m). Yol boyu birçok takımla karşılaştık. Herkesin ortak fikri çok tırmanış olduğu yönündeydi. 2. noktaya giden yolun yarısında Berkay pusulasını 1. noktada unuttuğunu farketti. Allahtan 3. noktaya gidiş buraya yakındı. Biraz zaman kaybını göze alıp, 1. noktaya dönüp pusulayı aldık. Tırmanışların yaklaşık 45 derece, inişlerin daha beter olduğu bir yerlerden, elektrik hattını yakaladık. Tam bu sırada DASK'çıların cipi bulunduğumuz yere geldi ve durdu. Aklı sıra bize noktanın yerini göstermeyecek. Yer miyiz, hemen noktanın yakın olduğunu anladık ve elektrik hattından kerterizle elimizle koymuş gibi 3. noktaya ulaştık. Bu arada kesikli siyah çizgilerin lejantta belirtilenin aksine patika değil dere yatağı olduğunu farkettik. Geçtiğimiz tüm çeşmelerin kurumuş oluşu ve suyumuzun sinyal vermesiyle bu yıl ilk günün neden kuş uçuşu 15 km olduğunu da o arada kavradık. Yaklaşık 400 m inip, tekrardan 240 m tırmanılan 4. noktaya yaklaşırken suyumuzla birlikte biz de bitmiştik. İşte o noktadan 100 m önce karşımıza bir ormancı çıkıverdi ve kendi suyundan birer küçük şişe bize doldurdu (Susuzluktan hayal görmüş de olabiliriz). Ama 5. nokta hala çok uzaktı. Gidişi yoldan yapmaya karar verdik, çünkü susuzluktan ölürsek en azından biri bizi bulabilirdi. Başımız ağrıyor, birbirimizin söylediklerini anlamıyor, haritaya uzun uzun bakıp duruyorduk. Yolda günün iyilerinden Sonat ve Erinç acayip dinç bir şekilde yanımızdan geçince epey sarsıldık. Son bir gayretle bir yerden yardırmaya çalıştık ama nafile, bizi yol paklardı. 5. noktaya 100 m kala ormandan açık alana çıktığımızda noktanın ters yönünde ve aşağıda bir su yalağı vardı. O kadar susuzduk ki noktaya gitmek yerine ip gibi akan sudan doldurmak için 10 dakika harcamayı göze aldık. Kendimize gelince önce 5. nokta ve sonra ver elini ara kamp. Yoğun tezahürat ve alkışlar arasında, orta parkurdan ara kampa ulaşan 4. ekip olduğumuzu öğrenip sevindik. Yol arkadaşlarımız Orhan ve Deniz de biraz önce gelmişti, ama Ali ve Çınar'ın sakatlık nedeniyle bıraktığını öğrenince üzüldük. Sonrasında gelen Sonat ve Erinç daha iyi zamanlarıyla sıralamayı değiştirdiler. Orta parkurda sıralama hep tanıdıklardandı. Vay be, gün sonunda beşinciydik!
1. Mehmet Ali & Harun
2. Özgür & Kemal
3. Murat & Mustafa
4. Sonat & Erinç
5. Berkay & Güven
6. Orhan & Deniz
(Bu sıralama kulaktan dolmadır, resmi değildir.)
Bu arada, Özgür'ün babası müthiş performansı, doğa sevgisi, tatlı dili ve mütevaziliği ile hayranlık uyandırdı.
207 numaranın (biz) ilk gün dersleri:
1. Daha çok su al.
2. Daha az yiyecek al.
3. Daha çok su, daha az yiyecek al.
4. Dereden su iç.
ARA KAMP
Ara kampta hayat bambaşka. Kahve, çorba, çeşit çeşit kekler, sarmalar, erişteler, fındık-fıstık, ayran, meyve suyu vb. her türlü yiyecek içecek var ve paylaşılıyor. Sanki ara kamp değil Mısır Çarşısı! Ali Abinin ara kampa 6 litre içecek taşıdığını söylersek, durum daha net anlaşılır. Herkesten tırtıkladığımız yiyeceklerle feci tok bir durumda ikinci gün çıkışlarının duyurulmasını bekledik. Beklerken kamp ateşini canlı tutma bahanesiyle Ali Abi ormanı yakmaya çalıştı ama beceremedi Sabah çıkışımız 6:05'miş, yani hepi topu 5 dakika fazla uyku. Dün edindiğimiz tecrübeyle çantaları silme su doldurduk. Her şeyi hazırlayıp yattık. Gece epey bir üşüdük, meğer uyku tulumlarını kabartmamız gerekiyormuş. Öyle yapmayınca, sanki nevresimi andıran uyku tulumlarımız içinde, titreme yöntemiyle ısınarak sabahı ettik. Dağda değişmeyen tek şey sabah soğuğu herhalde. Yine bulut içine uyandık.
2.GÜN ( 5 Nokta )
Çıkışı aldık, koordinatları işaretleyip yola koyulduk. Sabah yediklerimiz yüzünden zorunlu mola ihtiyacı doğunca, çıkış saatinden önce insani ihtiyaçları gidermek gerektiğini anladık. 1. nokta için iki makul rota gözüküyordu. Biz tırmanma olmayanı seçtik. Yolda alışıldık şekilde Sonat ve Erinç yine bizi geçti ve gözden kayboldu. Biz doğru olduğunu düşündüğümüz yola döndük. Haritadaki birçok detay arazide yoktu ve yerine yenileri vardı. Tahmin edeceğiniz gibi onlar da haritada yoktu. Bu yüzden 1. noktaya epey temkinli gittik. Noktaya yorulmadan ve üçüncü gelmek moral verici ama inişler yine çok dik. Murat ve Mustafa ile karşılaştık. Yola indiğimizde koşarak bizi geçtiler ve arkalarından imrenerek baktık. Haritada açık alan gözüken yerler çam fidanları ile dolu, patikalar birden bitiveriyor. Pusulaya kuvvet, ikinci noktaya yine yoldan devam ettik. Yol kenarında eski, tahta bir bağ kapısı gördük, yanlarında ne tel örgü ne bir çit. İlginç bir orman koruma yöntemi (!). 2. nokta rotasının en kritik yeri çok kötü bir pafta birleşimine rastlamış. Haritadaki patikalar yok, yönü ve kıvrımları bunlara uymayan TEM genişliğinde bir toprak yol aşağı doğru gidiyor. Tedirgin şekilde arazi ve haritayı uydurup, noktanın o alandaki en yüksek tepenin arkasında olduğuna inanarak tırmandık. Tepeyi aştığımızda bizi başka bir sürpriz bekliyordu: Dikenli telle çevrili fidanlık alan. Mecburen etrafından dolaşıp noktaya ulaştık. İlk günün akan tek çeşmesindeki 2. noktanın sempatik hakem çifti bugün bu noktada. Bu kez sıcaktan kavrulan, kel bir yer. Bir gün önce, geçen yılı da anarak, "Vaay, ne şahane yer, size de hep böyle çeşme başı, gölgelik yerler düşüyor" dediğimizi hatırladık ve şom ağızlı bir takım olarak, suçluluk duygusuyla ve hızla uzaklaştık. 3. noktaya giderken günün en iyi yardırmalarından birini yaptık ve sol tarafı kayalık yar olan dimdik bir yerden kafamızı yardırmadan inebildik. İndiğimiz yerde olması gereken dere yerine şahane bir yol vardı. Burada tırmanmaktan vazgeçip, yolla beraber 60m yükseldikten sonra daha kolay bir dere yatağından 80m tırmandık. Az yorulmuştuk ve tırmanmak için hala enerjimiz vardı. Aşağıdaki küçük açık alanı gözümüze kestirdik, indik ve buradan tırmanarak 3. noktaya ulaştık. İlk gün kadar olmasa da yine epey iniş-çıkış vardı. 4. noktaya giderken de yolu kullanmaya karar verdik. Artık akıllandık derken yolun ilk açık alana çıkışından sonra yardırma içgüdüsü galip geldi. Bu sırada yağmur başladı. Nasıl olsa iki tane açık alan var dedik ama hiçbirini göremeden, aşağıdaki daha büyük açık alana inip, bir inek sürüsü ve birkaç çoban köpeğinin arasına daldık. Köpeklerin en irisi Berkay ve benim etrafımdan dolaşırken, biz batonları vücudumuza yapışık tutmak ve ilk geceki teknik toplantıda "Buranın çoban köpekleri küçüktür" diyen DASK gönüllüsünü anmakla meşguldük. Neyse ki onun besin zincirinde yoktuk ve ilgisizliğinden yararlanıp 4. noktaya ulaşan yola doğru sıvıştık. Yağmur şiddetini arttırdıkça performansımızın arttığını hissedip yağmurluk giymemeye karar verdik. Tam o anda sol yanımızdaki yakın bir ağaçlık alana sarsıcı bir gürültüyle yıldırım düştü. Korkuyla karışık bir heyecan içinde 4. noktaya vardık. Hakemler kendilerini çadıra kapatmışlar. Hiçbirini görmeden kaşe ve imza olayını halledip yoldan devam ettik. Fakat haritanın son sürprizi bizi bekliyordu. Hemen her takım gibi, haritada olmayan bir yolu izleyip aşağı inen kısmı kaçırdık. Son anda farkedip, yine dik bir dere yatağından bu kez yağmur altında indik. Bu yılın konsepti olan tırmanma ile, yer yer gölleşmiş, diz boyu otluk bir alandan ana kampa yöneldik. Herkesin, özellikle de bizimkilerin alkışları ve kornaları eşliğinde koşarak varışa geldik. DASK'ta çekilen eziyetin bir karşılığı var mı derseniz, işte bu geleneksel an.
Orta parkurda varışa gelen 5. takım olduğumuzu öğrendik. Ne yazık ki Özgür ve Kemal Amca devam edememişlerdi. Mehmet Ali ve Harun, Murat ve Mustafa, Orhan ve Deniz, bir de tanımadığımız bir takım bitirmişti. Sonat ve Erinç hala yoktu. 5.lik garantiydi ve biz mutluyduk. Eğer bizden 59 dk. daha geç ulaşırlarsa 4.lük, belki de 3.lük şansımız vardı. Herşeyden önce biz elimizden geleni yapmış ve aslında kendimizle yarışmıştık. Bizi parkurda gelip geçen takımların peşinde koşturmadan, hatta onları görüp farklı rotalar seçerek, kendi yapabileceğimizle ilgilenmiş, performansımızı bilerek ve bedenimize iyi davranarak maratonu tamamlamıştık. Sonat'ların parkurdaki üstün performanslarına rağmen, hata yapıp geç gelmesi ile resmi olmasa da üçüncü görünüyorduk ve bu bizim için inanılmaz bir sonuçtu.
KOKTEYL VE ÖDÜL TÖRENİ
DASK, kuşkusuz iyi bir organizasyon. Ödül töreni öncesindeki sıkıcı konuşmaların etkilerine karşı güzel bir kokteyl hazırlamışlar el emeğiyle. Hem biraz tıkındık, hem de heyecanla ödül törenini beklemeye başladık. Orta parkurun ödül töreni başlarken tüm arkadaşlarımız bizi kutluyordu, fakat 3.lerin adı açıklandığında Berkay ve ben dahil herkes şaşkına döndü. Biz şaşkınlığı çabuk atlatıp, yalandan "Sağlık olsun, 4.lük te iyidir" derken ve 3.lük ellerimizin arasından usulca kayarken, 2.lerin adı açıklanıverdi. Önce bir şok daha, ardından bir sevinç dalgası. Ortada ise iki şaşkın, Berkay ve Güven. Tüm İOG'lilerin ama özellikle Ali Başol'un birkaç saniye önceki üzüntüsü ve hemen ardından gelen kendi kazanmışçasına sevincini asla unutmayacağım. Sanki Türkiye maçlarının son saniyeleri gibi. Biraz şansla da ortaya çıkan bu durum iki alçakgönüllü süpermen Mehmet Ali ve Harun'un, Ali Abi ve Gökalp'in, Pınar ve Bahar'ın başarılarını asla örtemez, ama ne yazık ki yazıyı ben yazıyorum ) Ali'ye de bir çift lafımız var: Parasıyla değil mi kardeşim )
207 numaranın ikinci gün dersleri:
1. Bir işi tamamlamak çok önemlidir.
2. Üzülmek ya da sevinmek için sonuna kadar bekle.
3. Malzemelerini doğru kullanmayı öğren.
Ortağım diye söylemiyorum süper yazı olmuş. Resmen gözlerim doldu !. Geçen senenin ağır toplarının olmaması, bizi çok seven ve hevesimizi kırmamak için, "Çocuklar bari bu yıl ödül sevinci yaşasın" diyen diğer İOG takımlarının da yarışmadan çekilmesi sonucu bizim için süper bir derece aldık. Bizimle yemeğini, ayranını, sıcak suyunu, sohbetini, sevincini ve ödülünü paylaşan herkese çok teşekkür ediyorum. Sevgili ortağım Güven başta olmak üzere yarışan tüm İOG'lileri tebrik ediyorum...
Bu yarismada bizim sansimiz iyi gitti. Benim icin en buyuk sans Harun'la tanismak ve yarismak oldu. Son derece kibar ve iyi bir arkadas olmasi disinda, harita okuma tarzimiz da birbirini mukemmelen tamamladi. Yarisma boyunca surekli birbirimizin hatalarini duzelterek asgari hata yapmayi basardik. Tesekkurler Harun.
Haritada pek cok seyin eksik olmasi, tahminler yapmamizi gerektiriyordu. Tahminlerimizin cogunun tutmasi da baska bir sansimiz oldu. Bunda sans disinda belki Direnc'in soyledigi, yani haritanin tarzini kapmak, biraz da icguduler rol oynamis olabilir. DASK haritalarinda yollara bel baglamamak, daha cok munhanilere guvenmek gerektigi kesin. Bitki ortusu biraz degisse de genelde ormanlik ve acik alanlar yeterince fikir veriyordu.
ilk gun susayince sansimiza guvenmeye devam edip karsimiza cikan berrak dereden su doldurup ictik. Bunu yapmasaydim ben belki yarisi bitiremeyebilirdim.
Tuhaf sekilde, ikinci gun 4.-5. hedefler arasinda belli bir yerden sonra munhaniler yeryuzu sekillerine uymuyordu. Bozuntuya vermeden dogru yonde (dogu) ilerledik ve bir sure sonra tekrar yeryuzu-harita koordinasyonu saglayabildiğimiz bir noktaya geldik. Bu bir kaybolma da degildi, bence harita o noktada tamamen yanlisti. Yine ikinci gun 5. hedeften sonraki o korkunc yolu biz de bir sure izledik ve ters yone (guneydogu) yonelmeye baslayinca "bundan bize hayir gelmez" deyip onu terk ettik.
Bir sansimiz da yarismanin ilk gunu, 1. ve 2. hedefler arasinda karsimiza cikan geyikti. Bu harikulade hayvan 20 m kadar otemizden kosarak gecerken onu hayranlikla izledik. Ilgaz yoresinde bulunan neredeyse insan buyuklugunde karinca yuvalari da ilgincti. Belki, coban kopeklerinin bizi kovalamasina ragmen isirmamasini da sans olarak saymam gerekli. Bu arada surusunu kaybeden bir cobana da yardimci olmayi ihmal etmedik.
Elbette aldigimiz sonuc bizi cok sevindirdi. Kursude "IOG!" tezahuratini duymaktan gurur duydum.
Katilan tum arkadaslara bu guzel ve centilmence yarisma icin tesekkur ederim. Bir sonraki dag asma yarismasini simdiden iple cekiyorum.
TebriklerJ Çok guzel bir maraton cikarmissinizr30;..
Biz de bisiklete binmek ve dagda bayirda dolasmak yerine, biraz daha IOG antremanina katilsaydik, sanirim cok komik bir sekilde kaybolmaz, daha iyi bir yaris cikarirdikr30; Parkuru yasamis kadar oldum, cok guzel yazmissin bunun icin de tekrar tebrikler....
Ayrica DASKr17;da dereceye giren herkesi en icten dileklerimle tebrik ederim.